Giriş: Bel ve sırt bölgesinde zamanla oluşan ağrılar pek çok kişinin günlük yaşam kalitesini etkileyebilir. Özellikle uzun süre masa başında çalışanlar, ağır kaldırmak zorunda kalanlar veya durağan bir yaşam tarzına sahip olanlar zamanla bu ağrıların kaynağını merak etmeye başlar. Bu tür durumlarda bel fıtığı ihtimali gündeme gelebilir. Bel fıtığı, hayatın her aşamasında karşılaşılabilecek bir sağlık sorunudur ve özellikle İstanbul’un yoğun ve tempolu bölgelerinden biri olan Küçükçekmece’de yaşayan bireylerde de sıkça şikâyet konusu olabilir. Peki, bu şikâyetler bel fıtığına işaret ediyor olabilir mi?
Bu Durum Nedir ve Neden Ortaya Çıkar?
Bel fıtığı, omurga kemikleri arasında bulunan disklerin yerinden kayarak çevresindeki sinir yapılarına baskı yapması sonucu oluşur. Diskin bu taşması ya da yırtılması genellikle ani hareketler, yanlış duruş, ağır yük kaldırma gibi nedenlerle olabilir. Ayrıca yaşla birlikte omurgada meydana gelen dejenerasyonlar da bu duruma zemin hazırlayabilir. Günümüzde uzun süre oturarak çalışmak, düzenli egzersiz yapmamak ve ergonomiden uzak yaşam koşulları da bel fıtığını tetikleyici unsurlar arasında yer alır.
Belirtiler Nelerdir? Kimler Risk Altındadır?
- Bel bölgesinde sabit ya da zaman zaman artan ağrılar
- Kalçaya, bacaklara ya da topuklara doğru yayılan ağrı
- Uyuşma, karıncalanma ya da his kaybı gibi şikayetler
- Bazı durumlarda bacakta kuvvet kaybı hissedilmesi
- Ayakta durmakta veya yürümekte zorluk çekilmesi
Bu belirtiler zamanla artabilir veya günlük hayatı zorlaştıracak boyutlara ulaşabilir. Ancak her bel ağrısı, bel fıtığı teşhisi anlamına gelmemektedir. Özellikle İstanbul ve çevresinde yoğun iş temposuna sahip bireyler, uzun süre araç kullananlar, düzenli egzersiz yapamayan kişiler ve fazla kiloya sahip bireyler risk grubunda sayılabilir. Ayrıca ailesinde omurga rahatsızlığı öyküsü bulunanlar da daha hassas bir gruba dahil olabilir.
Tanı ve Tedavi Süreci Nasıl İlerler?
Bel fıtığı şüphesi bulunan hastalarda ilk adım dikkatli bir fizik muayenedir. Nörolojik bulguların değerlendirilmesinin ardından gerek görülmesi durumunda MR (Manyetik Rezonans Görüntüleme) gibi görüntüleme yöntemlerine başvurulabilir. Tanı konulduktan sonra tedavi süreci kişinin şikayetlerinin derecesine göre şekillenir.
Hafif ve orta düzeydeki vakalarda istirahat, ilaç tedavisi, fizik tedavi uygulamaları ve egzersiz programları yeterli olabilir. Daha ileri düzeyde bulguların olduğu durumlarda, nörolojik hasar riski ya da yaşam kalitesinin ciddi etkilenmesi söz konusuysa cerrahi yöntemler gündeme gelebilir. Ancak tedavi seçeneği ne olursa olsun, kişinin yaşam tarzı değişiklikleri yapması genellikle iyileşme sürecini destekler.
Küçükçekmece Hastanesi’nde Yaklaşımımız
Küçükçekmece Hastanesi, ulusal ve uluslararası kalite standartları çerçevesinde, teknolojik ve bilimsel gelişmeleri yakından takip eden, hasta haklarına özen gösteren hizmet anlayışıyla sağlık hizmeti sunar.
Alanında deneyimli ortopedi, fizik tedavi ve nöroloji uzmanlarımız ile hastalarımızın kişiye özel değerlendirme süreci titizlikle yürütülmektedir. Bu süreçte yalnızca tanıya odaklanmakla kalmaz; aynı zamanda hastalarımızın yaşam kalitesini artırmayı hedefleyen bütünsel bir yaklaşımla hareket ederiz. İstanbul Avrupa Yakası'nın önemli sağlık merkezlerinden biri olan hastanemiz, Küçükçekmece bölgesinde güvenilir sağlık hizmeti sunmaktadır.
Ne Zaman Doktora Başvurulmalıdır?
Bel ağrısı çoğu zaman geçici olabilir; fakat ağrı sürekli hale geliyor, uyku düzeniniz etkileniyor ya da herhangi bir zorlanma yaşamadan uyuşma, kas güçsüzlüğü gibi belirtiler hissediyorsanız bir uzmana başvurmanız önerilir. Ayrıca ağrının bacaklara yayılması ya da hareket etmeyi zorlaştırması durumlarında da tanı ve tedavi açısından vakit kaybetmemek önemlidir.
Unutulmamalıdır ki erken dönemde alınan önlemler, daha küçük müdahalelerle sağlıklı yaşama dönmeyi kolaylaştırabilir.
İletişim ve Randevu
Detaylı bilgi ve randevu için Küçükçekmece Hastanesi’ne
444 0 598 numaralı telefondan ulaşabilir
ya da
[email protected]
adresine e-posta gönderebilirsiniz.